23 Şubat 2002
Saat şu anda 7.23 ama önce gecenin 3'ünü biraz geçiyordu. Tıpkı yüzlerce kez yaptığım gibi yine teleskobumu alıp çıktım balkona. bulutlardan yıldızları göremeyeceğimi bile bile. Ama ay görünmüyordu sonuçta, daha önce söylemediğimi biliyorum ama belirtmek zorundayım "daha önce söylemişmiydim bilmiyorum ama ay dan nefret ederim." Ve keyfim yerindeydi ta ki o sesi duyana kadar, bir kadın çığlığı. Buna oldukça alışkınımdır, çığlıklar, kavgalar, küfürler evimin bulunduğu konum dolayısıyla geceleri olağan şeylerdir. Ama bu biraz farklıydı, yinede bir kadın çığlığı işte..
Umurumda olduğunu söyleyemem tüm içtenliğimle.
Çığlık gitgide yakınlaşmaya başlamıştı, sanki biri bana ulaştırmak istiyordu gibi ve beynimin derinlerine nüfuz etmek istercesine güçlü. Hiç bu kadar sinirlendiğimi hatırlamıyorum uzun süredir, umrumda olmayan birşeye zoraki tepki göstermek beni hep sinirlendirir. Ama ses başa çıkılacak gibi değildi, ister istemez ellerimin arasına götürdüm başımı ve balkonun zeminine kıvrıldım 2 büklüm. Sinirden titremeye başlamıştım artık ama balkon kapısından, oturma odasına geçicek gücüm yoktu ve tam o son noktaya, hani herşeyin bittiği yada radikal değişiklik geçirerek başladığı yada herneyse belkide hiçbirşeyin değişmediği o noktaya gelene kadar. Sonra beynimdeki ses ayrılmak istemiyorcasına beyin hücrelerimi zoraki bırakarak çıkmıştı. Ve gitti, geriye rahatlık kaldı tabiiki nefret duygusuyla birlikte. Yerden aldığım güçle balkonun demirlerine tutunup kendimi çektim bir anda caddenin sağında ki sokak lambası yanıyordu sadece yinede ortalıkta olup biteni görmeme yetti. Ve ortalıkta hiçbirşey olup bitmiyordu. Nefret yerini hüzüne bıraktı şimdi eve duyduğum duygu buydu "hüzün" kendi başıma, yaşadığımdan bile haberdar olmayan bir dünya da deliriyordum. Ve nefret ettim hepsinden nefret ile birlikte ağzım tükürüğe boğulmuştu sanki, tükürmek için parmaklıklardan kafamı uzattım apartmanın girişine doğru ve onu gördüm. Bir kadın, gülümseyen bir kadın, sinsice gülümseyen bir kadın. Ağzı bir insanın açamayacağı bir şekilde açılmış ses çıkarmadan kahkaha atıyordu sanki " iğrenç bir görüntü" Balkondan uzattığım kafama paralel kafamın tam izasında duruyordu. Kalp atışlarımın hızlandığını hissettim korkmuşmuydum acaba? "açık konuşursak eğer korktuğumu zannetmiyorum ama korkmuş olabilirim, yinede o kadına karşı duyduğum nefretle hiçbirşey boy ölçüşemezdi o anda" ve evet aşağıya inip o kadına ölesiye zarar vermeyi düşündüm. "Hayır kötü biri değilim, ama iyi biri hiç değilim" ta ki beynimde dönüp duran, sanki pusuda bekleyen o ağrı tekrar başlayana kadar. Evet o ağrının yerini hiçbirşey tutamazdı ve kendimi oturma odasına atmak zorunda kaldım. Balkon kapısını ve perdeleri hızlıca kapatım kendimi kanepeye attığımı hatırlıyorum son olarak. Ondan sonrası sabah ezanında beni uyandıran nerde olduğunu bilmediğim caminin hocası. Belki nerde olduğunu bilsem birgün onuda ziyaret edebilirim sabahın köründe bana yaptıkları yüzünden.
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder